19.12.2009 - Sanrı

 

Yokluğunun hüküm sürdüğü günler dışında, bir zaman, gayet keyifliyim ya da en azından yeterince mutsuz değilim. Bugün onlardan hangisi bilmiyorum. Günlerden Çarşamba değil ama aylardan aralık.

Islanmış şehrimizin üzeri örtülü parklarından birinde, akşam olmak üzere, oturuyorum. Kaç gün geçti, kaç ay diğerine devindi biliyorum.

Ve sen olmadan kaç dolunay göründü buradan...

 

Ömrümce kimsesiz kalmayacaksın. Sana söz veriyorum!

Ben öldüğümde ölmen kabulüyle hep seninleyim.

 

Şimdi burada otururken benimle olduğunu ve seninle ancak olabildiğimi hissetmek pek güzel. Öyle görüyorum ki ikimizi, öyle... En dara düştüğüm günlerde dahi sevgilim, var olduğunu bilmek bana yetiyor. Tüm dertlerimi unutabiliyorum.

Sen benim Allah’a yakınlığımsın...

 

Seni böylesi sahiplenirken aslında, zaaflarımı gizleme niyetinde gibiyim. Farkındayım, ancak ben bu mahpusun mahkûmu olamazdım sensiz. Beton yığınları arasında, ufkumuzun bile dört duvara sıkıştırıldığı yerde, müebbet birlikteyiz... Değil mi?

...

 

Günlerden Çarşamba değil ama aylardan aralık. Üşüyen şehrimizin üzeri açık banklarından birinde, akşam olmuş, uzanıyorum. Kaç gün geçti, kaç ay diğerine devindi unuttum.

Ve seninle kaç dolunay göründü buradan?...

 

.

Yorum (yok) | + Yorum yaz
<- | Sonraki yazı ->